8-11 Eylül 2010 BUMAD ile Kozbucağı’ndaydık…

On 22/10/2010, in Dalış, Gezi, Mağara, by Havva Yıldırım Çoltu

Bayram demek Mağara demek

Bayramı fırsat bilip Kozbucağı’na doğru yola koyulduk. Yine geçtiğimiz yıl Eylül ayında, hatta yine bir bayram günü Kozbucağı’na gelmiştik; fakat araştırma bitmemişti, yeniden yollara düştük. Kayseri Gezisi’nden dönen ekip bizden önce kamp alanındaydı. Gider gitmez müthiş bir kahvaltı ile karşılaşıp arkadaşlarla hasret giderdik. Emine ile Murat’ın kahve servisi dillere destandı, teşekkür ederiz.

İlk ekibi mağaraya yollama heyecanı

İlk ekibi mağaraya yollama heyecanı

Kampa ulaştığımız ilk gün, ilk olarak Emine ve Murat girdiler mağaraya. Kısa bir süre sonra maalesef Emine ters bir hareket yapıp belini sakatladığı için mağaradan çıktılar. Ne şans ki kampta acil doktoru Menekşe vardı. Emine’ye ağrı kesiciler verildi, rahat etmesi sağlandı.
Emine

Emine

Murat

Murat

Mağara uğurlama ekibi :)

Mağara uğurlama ekibi 🙂


Kozbucağı ilk olarak 1994’te Sencer tarafından bulunmuştu. O dönem mağara ağzındaki su miktarı araştırmayı mümkün kılmıyordu. 2009’daki etkinlikte ise yaklaşık -140, -150 m civarına inmiş ve zaman yetersizliğinden dolayı toplamaya geçip İstanbul’a dönmüştük. Bu gezideki amacımız mağaranın keşfini tamamlamaktı.
Kampımızın tek gölgeliği, güzel ağaç...

Kampımızın tek gölgeliği, güzel ağaç...

Mağara çantası hazırlığı.

Mağara çantası hazırlığı.

Yukarıdaki fotoda Eğrikavuk’un hemen arkasındaki malzemelere dikkat!! Düzenliyiz, tertipliyiz efenim. Hatta gözlerime inanamadım, bir ara mağaranın çizimi bile vardı… 🙂
Derken bir diğer mağara grubu Çuka ve Senc idi.
Çuka aşağı süzülmeden hemen önce

Çuka aşağı süzülmeden hemen önce

Mağara kapalı bir havzanın tüm suyunu topluyor ve yaklaşık 25-30 metrelik bir dikeyle başlıyor. İlk olarak bir stres geçiyor ve ardından bir istasyon daha aşıp ilk inişi tamamlıyorsunuz. Modelimiz Senc ile stres geçme aşamaları 🙂  :
Önce gelinip döşemeye şöyle bir bakış atılır.

Önce gelinip döşemeye şöyle bir bakış atılır.

Sonunda mağaranın ağzında olunduğu için güzelce sırıtılır.

Sonunda mağaranın ağzında olunduğu için güzelce sırıtılır.

Karabin çıkarılır ama bir taraflara kaçmamasına özen gösterilmelidir.

Karabin çıkarılır ama bir taraflara kaçmamasına özen gösterilmelidir.

Karabin hemen yerine geri takılır.

Karabin hemen yerine geri takılır.

Stres geçilmiştir, mağaranın derinliklerine doğru süzülünür.<br>The end :)

Stres geçilmiştir, mağaranın derinliklerine doğru süzülünür.The end 🙂

Mağaranın formasyonu ile devam edeyim: İlk inişi tamamladıktan sonra geyik konularımızın ana malzemesi minik deliğe geliyorsunuz. Pek çok kişinin srt malzemelerini çıkarıp da geçmek zorunda kaldığı bu bölümde minik bir delikten acayip şekillere bürünüp güç bela geçtikten sonra hemen minik bir inişle karşılaşıyorsunuz. Srt malzemelerini çıkaran kişileri, delikten geçme işlemini tamamladıktan hemen sonra zorlu bir uğraş daha bekliyor: bu mini alanda tekrar güç bela srt setlerini giyinmek.
Bir başka ekip Memo-Maxi... Çuka çık aradan yavrum...

Bir başka ekip Memo-Maxi... Çuka çık aradan yavrum...

Mağara menderesler ve kısa inişler şeklinde devam ediyor. Aslında temel srt bilgisi alındıktan sonra naçizhane fikrim mutlaka böyle bir mağara görmek. Sürekli bir ampul olma vakası yaşama potansiyeli yüksek. Duvarların ıslak olması sebebiyle basıp ağırlığınızı veremiyorsunuz gönül rahatlığıyla, kayıp duruyorsunuz. Kimisinin içi boş, kimisininki dolu bazı cadı kazanlarından geçiyorsunuz. Mağara, darallarda çanta taşıma pratiği açısından da süper bir özellikte. Nasıl geçeceğim ben burdan diye düşünürken, bir de minicik alanlarda sırtınızdaki yada elinizdeki çantayla cebelleşiyorsunuz. Özellikle toplama kısmında çantaları elden ele yukarı çekmek daha mantıklı gibi görünüyor. Tek başınıza cebelleştiğinizde çok ciddi bir efor harcamak zorunda kalıyorsunuz.
Mağara yaklaşık -70, -75 metre civarına kadar bu formasyonda gidiyor. ‘Umarım sel falan yemem.’ diye dua edebilir yada güzel şeyler hayal edip aklınıza sel vb bir şeylerin gelmemesi için kastırabilirsiniz. Sonrasında ise mağara size güzel bir büyük iniş sunuyor ve -130, -140 civarına mutlu mesut gitmeye başlıyorsunuz.
Yukarıda anlatılan kısım 2009 yılındaki keşfe kadarki kısımdı. Bu son gezide iki inişle birlikte maalesef mağara yaklaşık -190, -200 civarında sifonla sonlandı. Ölçüm alan arkadaşların ellerine sağlık, son durum haritanın çizilmesiyle netleşecek. Civardaki deliklere de bakıldı.
Maxi-Sencer ikilisinin bulduğu bu alan devam etmiyordu.

Maxi-Sencer ikilisinin bulduğu bu alan devam etmiyordu.

Sürekli bir mağaraya yollama-mağaradan alma-mağara ağzından aşağıya bir heeyoo çekme ekibi mevcuttu kampımızda.<br>En şirin ekip bu ekip tabi :)

Sürekli bir mağaraya yollama-mağaradan alma-mağara ağzından aşağıya bir heeyoo çekme ekibi mevcuttu kampımızda.En şirin ekip bu ekip tabi 🙂

Arada karşıdaki tepeye çıkmayı da ihmal etmedik tabi. Hep aşağıdan tepeye bakıyorduk; bu karede ise tepeden aşağıya bakalım.
Memo’nun tabiriyle ‘tepe dedik, dağ çıktı.’ :)

Memo’nun tabiriyle ‘tepe dedik, dağ çıktı.’ 🙂

Lakin manzara nefisti. Karşıda Gidengelmez Dağları...

Lakin manzara nefisti. Karşıda Gidengelmez Dağları...

30 sene sonra ‘Bir zamanlar gençtik.’ diyeceğim güzel fotoğrafım, eline sağlık Memo.

30 sene sonra ‘Bir zamanlar gençtik.’ diyeceğim güzel fotoğrafım, eline sağlık Memo.

Kampın ateşbaşı sohbetleri bir ayrı güzeldi. Barmanbek Çukur Anıları’ndan girdi, Peynir’den çıktı. Bir sürü güzel anı paylaştı bizlerle. Ayrıca ellerine sağlık, kamptaki son gecemizi çok güzel ölümsüzleştirmiş:
Barmanbek'ten inciler...

Barmanbek'ten inciler...

Vazgeçilmez ateşbaşı muhabbetleri

Vazgeçilmez ateşbaşı muhabbetleri

Bu kampta tanışma fırsatı bulduğumuz Menekşe ve Fatih bir ara dalış için Kozbucağı kampına yaklaşık 40-50 km uzaklıktaki bir yere gittiler. Biz de merakla peşlerine takıldık.

Su müthiş bir güzellikteydi.

Su müthiş bir güzellikteydi.

Fatih elde kılavuz ip, dalışı başlattı.

Fatih elde kılavuz ip, dalışı başlattı.

Fatih dalış yapar Sencer onu bekler iken biz de Menekşe ile civardaki iki-üç deliğin devam edip etmediğine baktık, buz gibi sulara girdik çıktık, eğlendik.
Katılanlara çok teşekkür. Kimler vardı hatırlayalım: Aslı, Memo, Senc, Havva, Emine, Murat, Gökhan, Maxi, Hazal, Barış, Burak, Çuka, Menekşe, Fatih. Oldukça eğlendiğimiz bir kampı daha geride bıraktık. Bir diğer kampta görüşmek dileğiyle…
Fotoğraflar: Memo, Barmanbek, Senc, Heuvva
 

One Response to 8-11 Eylül 2010 BUMAD ile Kozbucağı’ndaydık…

  1. Sümbül says:

    Eline saalık Heuwwa’cım.

    Öpenzi..

    Not: O kendi güzel resmini de koysana..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *