Keş Dağı Ekspedisyonu 16-23 Temmuz 2011

On 17/08/2011, in Gezi, Mağara, by Havva Yıldırım Çoltu

o’mag (Obruk Mağara Araştırma Grubu) ekibinin davetlisi olarak katıldığımız Keş Dağı Düdeni Ekspedisyonu’nda çok güzel anı ve tecrübeleri arkamızda bırakıp, mağaracılık camiası adına yeni bir rekor ile İstanbul’a döndük. Geride bıraktığımız bir hafta içinde çok güzel şeyler paylaştık, Karadaşlar gibi mükemmel bir aileyi tanıma fırsatı bulduk, mağaracılık adına tecrübelerimizi artırdık. Fakat beni en çok mutlu eden şey organizasyona katılan ekiplerin oluşturduğu renklilikti: o’mag, Bumad, Bümak, İtümak, Dag derken güzel bir çalışmayı arkamızda bıraktık ve -620 metre derinliğe ulaştık hep birlikte. Mağaranın Yeşilgöz ile bağlantısı olup olmadığı yine bir gizem olarak kaldı ve çözülmek için önümüzdeki yaz dönemini bekliyor. Eminim ki önümüzdeki sene için de yine çok başarılı bir organizasyon yapılacak ve mağaranın keşfedilmemiş yerlerine hep birlikte ulaşacağız. Önümüzdeki seneyi iple çekiyoruz.

Buz gibi suyuyla Yeşilgöz

Buz gibi suyuyla Yeşilgöz

Organizasyon için o’mag ekibi aylar öncesinden çalışmaya başladı. Malzemeler önden yollandı ve katırlarla yaylaya çıkarılmaya başlandı. Bosch, Globalstar ve Nestle gibi önemli sponsorlar bulundu.

9 Temmuz günü ilk ekip yaylaya ulaşmıştı. Biz onlara bir hafta sonra katılacağımız için gözümüz kulağımız yayladan gelen haberlerdeydi. 10 Temmuz günü mağara girişleri başladı ve birkaç gün sonra ekip büyük inişin dibini görmüş ve kampı kurmuştu. Yayladaki eksikleri iletmek için aradıklarında seslerindeki heyecan ve mutluluk hissediliyordu. Biz de ikinci hafta ekibi olarak yerimizde duramıyorduk. Mağara çat çat devam ediyordu.

13 Temmuz günü sabah erken saatlerde havaalanındaydık. Önce Gaziantep’e uçacak, ardından servisle Kahramanmaraş’a, ordan Tekir’e, ordan da Yeşilgöz’e geçecek ve son olarak katırlar eşliğinde üç saatlik bir yürüyüşle kamp alanına ulaşacaktık.

Pegasus sen bize neler ettin!!!

Pegasus sen bize neler ettin!!!

1 kilo için sorun çıkarılınca telefon kablosunu sökmeye karar verdik. Pegasus 5 tl’mizi alamadı, gururluyuz, yine olsa yine aynısını yaparız. Bu arada sabah saat 5 civarı, enerji had safhada!!!

Sabah 8 civarı mükemmel bir kahvaltı eşliğinde Gaziantep Anadolu Evleri’nde yorgunluğumuzu attık.

Masadaki herkes değişik bir ruh hali içinde. Gülfer-Mehmet Özgün-Seda üçlüsü trans halinde.

Masadaki herkes değişik bir ruh hali içinde. Gülfer-Mehmet Özgün-Seda üçlüsü trans halinde.

‘İyi ki geldim!’ cümlesini kaç yüz kez kurdum bilmiyorum. Bir de sürekli ‘Her şey çok güzel.’ diye sayıklıyordum.

‘İyi ki geldim!’ cümlesini kaç yüz kez kurdum bilmiyorum. Bir de sürekli ‘Her şey çok güzel.’ diye sayıklıyordum.

Seda&Özgün

Seda&Özgün

Seda ve Özgün şimdiye kadarki en derin mağaralarına indiler. Seda kadın mağaracıların en derine ineni oldu memleketimizde, gururluyuz, mutluyuz. 🙂 Bana 29 metrecik çaksa da seviyorum Seda’yı 🙂 not: Bu geyik bitmez! 🙂

Kahvaltıdan sonra minik bir tur yaptık yaylaya çıkmadan önce.

İlk iş Zincirli Bedesten’de alışverişe koyulduk, aldığım ilk şey yelpaze oldu.

İlk iş Zincirli Bedesten’de alışverişe koyulduk, aldığım ilk şey yelpaze oldu.

Kaleoğlu Mağarası’nda çay keyfi yaptık.

Kaleoğlu Mağarası’nda çay keyfi yaptık.

Değişik kafalarda olan mağaracılar ve ‘içimizdeki kıro’ halleri

Değişik kafalarda olan mağaracılar ve ‘içimizdeki kıro’ halleri

Mini şehir turumuzun ardından Yeşilgöz’ün yolunu tuttuk. Birinci hafta ekibinin bazı üyeleri dönüşe geçmişlerdi. Eyüp Ağabey ile merhabalaşıp eşyaları katırlara yüklemeye başladık. Yeşilgöz’den yaylaya çıkışımız tam üç saat sürdü. Ağzına kadar arabayla gitmediğimiz bir mağara oldu bu sefer, bence iyi de oldu. Manzara ve yol sohbetleri çok keyifliydi. Karanlık bastırmadan kamp alanındaydık.

Eyüp Ağabey sırtımızda bir şey taşıtmadı sağ olsun.

Eyüp Ağabey sırtımızda bir şey taşıtmadı sağ olsun.

Doğa enfesti, yürüyüş çok iyi geldi.

Doğa enfesti, yürüyüş çok iyi geldi.

Nihayet yayladaki arkadaşlarımızla buluşup hasret giderdik.

Nihayet yayladaki arkadaşlarımızla buluşup hasret giderdik.

İlk gün akşam bir plan yapmaya koyulduk. Birinci hafta ekibi mağarayı -350 civarına indirmiş ve meşhur portaledge kurulmuştu. Mağara devam ediyor ve herkes büyük bir heyecan içinde yaşadıklarını anlatıyordu. Biz de iyice heyecan olmaya başladık. 14 Temmuz öğlen sularında Sencer, Özgün ve ben döşemeyi ilerletme amacıyla mağaraya girecektik.

Keş Düdeni giriş ağzı

Keş Düdeni giriş ağzı

Döşeme -350 civarından devam ettirilecek, mağara gidiyor ve heyecan had safhada.

Döşeme -350 civarından devam ettirilecek, mağara gidiyor ve heyecan had safhada.

Bir acayip keyif halleri, sonunda mağaradayız.

Bir acayip keyif halleri, sonunda mağaradayız.

Murat ve Emine bize mağaraya kadar eşlik etti. Hazırlığımız bitince de tüm iyi dilekleriyle bizi aşağı uğurladılar. Mağara 35-40 metre civarında bir inişle başlıyor, tek istasyon geçip mağara havasına giriyorsunuz iyiden iyiye. Sonrasında 10-12 tane kadar minik iniş var. Sürünme, daral, stres, bolt geçme derken hemen her türlü atraksiyonu yaşayıp -175’e ulaşıyorsunuz. -175’ten -235 metre civarındaki balkona kadar non-stop iniyorsunuz. Balkon karşı duvarda, oraya geçerken iyiden iyiye heyecanınız artıyor. Keş oldukça keyifli bir mağara. Balkondan sonra ise -330 civarında bulunan kamp yerine kadar yine sürekli iptesiniz. Totalde 155 metre civarı inen mağaranın bu görkemli kısmında keyfinize keyif katılıyor. Döşemenin son 30-35 metresi freefall, kamp alanındaki mağaracıları selamlayarak keyif içinde büyük inişi tamamlıyorsunuz.

-330 civarı, kamp yeri

-330 civarı, kamp yeri

Biz gittiğimizde aşağı malzeme indirmiş olan Mehmet Özgün ve Hakan çıkışa geçtiler. Özgün portaledge içine girip ısınmaya karar verdi. Portaledge iki kişilik olduğu için üçüncümüz için yerde güzel bir yuva kurma telaşına düştük Sencer’le.

Yuva baya güzel ve konforlu oldu.

Yuva baya güzel ve konforlu oldu.

Portaledge sen ne büyük bir nimetsin! Çok güzel uyuduk.

Portaledge sen ne büyük bir nimetsin! Çok güzel uyuduk.

Portaledge içindeki minik gözlere heat pack ve kuru çoraplar koyan organizasyon ekibine teşekkürler. Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş.

Portaledge içindeki minik gözlere heat pack ve kuru çoraplar koyan organizasyon ekibine teşekkürler. Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş.

Yuvayı kurduktan sonra Sencer’le Özgün yola koyuldu. Midemle ilgili sorunlar yaşadığım için ben kampta kalacaktım. Hazır yemekler kusmama sebep olmuştu. Ama ertesi gün işin sırrını bulacak ve yemeğin üstüne yiyeceğim yarım lavaşla mide sıkıntımın üstesinden gelecektim.

Kamp alanının yanı başındaki bu minik inişten sonra yaklaşık 60 metrelik güzel bir iniş var. O inişten sonra mağara biraz yapı değiştiriyor ve menderesler başlıyor.

Kamp alanının yanı başındaki bu minik inişten sonra yaklaşık 60 metrelik güzel bir iniş var. O inişten sonra mağara biraz yapı değiştiriyor ve menderesler başlıyor.

Kampta boş durmayım diyip kamp alanını derledim ve evet kabul: ‘obsesifim icabında’ :)

Kampta boş durmayım diyip kamp alanını derledim ve evet kabul: ‘obsesifim icabında’ 🙂

Sencer’ler yukarda bahsettiğim 60 metre civarındaki inişi döşeyip döndüler. Kamp alanına yukardan gelen serpintinin suyunu toplayıp güzel çay ve kahveler yaptık.

Sencer stayıl su toplama opereyşın

Sencer stayıl su toplama opereyşın

Sonra uyuduk uyandık ve bir baktık Murat gelmiş. Yemek yedi Murat, bir şeyler anlattı, bir şeyler organize etti ve gitti aşağıya. Bir süre sonra döndü ve mağaranın görkemli iniş ve tavanlarının bittiği bilgisini iletti. Mağara bitiyor mu acaba diye düşünmeye başladık hep beraber. Sonra Sencer, Özgün ve ben aşağılara doğru tekrar yol aldık. Murat’ın yanına Mehmet Özgün ve Seda gelecek, eğer mağara devam ederse bir sonraki shift’e bu üçlü devam edecekti.

Kamp alanından sonraki inişi tamamlayıp ilerlemeye koyulduk. Mağara -400 civarından sonra menderesler şeklinde devam ediyordu. Korku tünelivari bir yerden geçerken aşağıya süzülen çatlakları görüp döşeme yapmaya karar verdik. 10-12 metre civarındaki bir çatlaktan aşağı süzüldükten sonra suyun aşağı aktığı bir göle taş atıp heyecan olduk. Su yolundan uzaklaşıp yaklaşık 40 metre civarındaki bir inişin tepesinde bulduk kendimizi. Sencer döşeme yapıyor, ben asistan kız karabin kulak vb. şeyler uzatıyordum. Sencer önce bir balkona indi, sonra birkaç istasyon daha hazırlayıp bizi çağırdı. -450 civarında olduğumuzu söylediğinde attığım kahkaha mağarada yankılandı. Sonra öyle bir yere geldik ki mistik şeyler düşünmeye başladık: daracık bir çatlak ve belirli aralıklarla araya sıkışıp kalmış üç taş duruyordu. Çatlaktan baca yaparak bir cadı kazanının yanı başında bulduk kendimizi. Cadı kazanının üstünden takıl geçler yapıp aşağı inen kuru bir alandan süzüldük. Sonra minik bir gölle karşılaşıp iyice heyecan olduk, yanı başından süzülüp derinlere ilerlemeye koyulduk heyecanla. Bu arada minik inişlerde beyler centilmenlik edip döşeme işini bana bırakıyordu, canlarım benim 🙂 Gölden sonra 15 metre kadar bir inişin başına gelmiştik ki malzememizin bittiğini fark ettik. O değil de Sencer -525’teyiz dediğinde nasıl bir mutluluk kapladı içimi anlatamam. O an farkında değildim ama 90lı yıllarda -515’e ulaşan kadın mağaracıların rekoru yenilenmiş meğersem.

-525 halleri, şaşkın ve mutlu mağaracı

-525 halleri, şaşkın ve mutlu mağaracı

Kampa geldiğimizde Seda ve Mehmet Özgün’ün Murat’ın yanına ulaşmış olduğunu gördük, heyecanla gördüklerimizi anlattık. Birden bir coşku havvası esmeye başladı kampta. Bir sonraki shift mağaranın devam edip etmediğine bakacak ve ölçüm ala ala gelecekti.

Bi güzel uyuduk, uyandık ve arkadaşlarımızla tekrar hasret giderdik. Bıraktığımız inişten süzülmüşler ve mağaranın yine menderesler şeklinde devam ettiğine şahit olmuşlar. -554 metreden ölçüm ala ala gelmişler, ellerine sağlık ve alkışlar Seda’ya. ‘Türkiye’nin en derine inen hatun mağaracısı’ oldu. Bravaaa!!! Bu arada bu geyik bitmez evet!!! 🙂 Hakan ve Gülfer’in de gelmesiyle kampta kalabalık ve keyifli dakikalar başladı.

Sencer, Özgün, ben, Murat, Seda, Mehmet Özgün, Hakan, Gülfer ve coşuşlarda bir kamp yeri

Sencer, Özgün, ben, Murat, Seda, Mehmet Özgün, Hakan, Gülfer ve coşuşlarda bir kamp yeri

Gülfer, Hakan, Mehmet Özgün ve ben çıkışa geçmeye karar verdik. Seda ile Murat biraz uyuyup öyle çıkacaktı. Sencer ve Özgün son bir shift atacaktı. Çıkış acayip eğlenceliydi -175’e kadar. Görkemli inişte birbirimize sesimizi duyurmaya çalışıyorduk. 175’ten sonrası ise hiç bitmeyecekmiş gibi geldi 🙂 Akşam mağaradan çıkıp kamptaki arkadaşlarımızın yanına doğru yola koyulduk.

Müthiş yemekler bizi bekliyordu. Heyecanla yaşadıklarımızı anlatıp son planları aktardık. Bu arada mağara içinden haber almak müthiş bir şey. Mağara içi telefon işinde emeği geçenlere tekrardan teşekkürler. Hem planlama, hem iş gücü kaybının önüne geçilmesi, hem de içerdeki mağaracılardan güncel durumun alınması açısından şahane oldu bu iş.

Mağaradan hep güzel haberler geldi.

Mağaradan hep güzel haberler geldi.

Mağara dışında kamp yeri ve Karadaş Ailesi’nden bahsetmeden olmaz. Karadaşlar’ı çok duymuştuk ve böylesi mükemmel bir aileyle tanışmak bizi çok mutlu etti. Misafirperverlikleri, anlayışları, yardımları olmadan böyle keyif alamazdık bu ekspedisyondan.

Akşamları Karadaşlar’da birbirinden lezzetli şeyler tüketiyorduk.

Akşamları Karadaşlar’da birbirinden lezzetli şeyler tüketiyorduk.

Eyüp Ağabey bize keçi de kesti, inanılır gibi değildi misafirperverlikleri.

Eyüp Ağabey bize keçi de kesti, inanılır gibi değildi misafirperverlikleri.

Afiyetle midelere indirdiğimiz leziz keçi

Afiyetle midelere indirdiğimiz leziz keçi

Karadaş Ailesi biz gelmeden başımızı sokabileceğimiz güzel bir ev yapmışlardı bizim için, her şey düzen içindeydi.

Karadaş Ailesi biz gelmeden başımızı sokabileceğimiz güzel bir ev yapmışlardı bizim için, her şey düzen içindeydi.

Eyüp ve Zekeriya Kardeşler çay keyfi için iş başında.

Eyüp ve Zekeriya Kardeşler çay keyfi için iş başında.

Yemek, çay ve üstüne karpuz. Yaylada tüm bu olanaklar bizi bizden alıyordu.

Yemek, çay ve üstüne karpuz. Yaylada tüm bu olanaklar bizi bizden alıyordu.

Ve gündüzleri atıştırmalık gözlemeler ve daha neler neler, Karadaşlar muhteşemsiniz.

Ve gündüzleri atıştırmalık gözlemeler ve daha neler neler, Karadaşlar muhteşemsiniz.

Dünya güzeli Rumeysa bize iyiden iyiye alışmıştı.

Dünya güzeli Rumeysa bize iyiden iyiye alışmıştı.

Dünya tatlısı Ayşe Abla, Rumeysa ve arkada da Büşra

Dünya tatlısı Ayşe Abla, Rumeysa ve arkada da Büşra

Ayşe Abla peynirleri tuzlarken.

Ayşe Abla peynirleri tuzlarken.

Aslında biraz da yayla yaşamına şahit olmuştuk Karadaşlar sayesinde. Çok çalışkan, çok dürüst, çok temiz ve tertipli bir aileydi Karadaş Ailesi. Onca işlerinin arasında bir de bizler için uğraşıyorlardı. Böyle bir misafirperverlik görmemiştim şimdiye kadar.

Kampın neşe kaynağı Rumeysa. İlerde o da mağaracı olur umarım. Tepelere çok güzel tırmanıyordu.

Kampın neşe kaynağı Rumeysa. İlerde o da mağaracı olur umarım. Tepelere çok güzel tırmanıyordu.

Bu da kamp alanından bir kare.

Bu da kamp alanından bir kare.

Akşamları ise en büyük eğlence günü değerlendirip çekirdek keyfi yapmaktı. :)

Akşamları ise en büyük eğlence günü değerlendirip çekirdek keyfi yapmaktı. 🙂

Kamp komşumuz ‘Rıza’. Halk arasında böğü diye tanınırmış.

Kamp komşumuz ‘Rıza’. Halk arasında böğü diye tanınırmış.

İyiden iyiye yayla hayatına entegre olan Seda

İyiden iyiye yayla hayatına entegre olan Seda

Ali ise adeta bir başka gezegenden. :)

Ali ise adeta bir başka gezegenden. 🙂

Bu fotoğraf olmadan bu yazı yarım kalırdı. ‘Ali merhaba, bulaşık süngeri elveda!’

Bu fotoğraf olmadan bu yazı yarım kalırdı. ‘Ali merhaba, bulaşık süngeri elveda!’

Tuvalet adabı

Tuvalet adabı

Önümüzdeki senenin planları yapılırken ben sevinçten zıp zıp zıplamakla meşguldüm.

Önümüzdeki senenin planları yapılırken ben sevinçten zıp zıp zıplamakla meşguldüm.

Keş Dağı Düdeni dışında bölgede 8 mağarada daha ölçüm alındı, hatta bu yazı yazılana kadar haritaları çizildi. Son güne bırakmadan yine bir gaz Keş Düdeni’ne girdik ve malzemelerin bir kısmını mağaradan çıkarıp toplama yaptık.

Malzemenin çoğu içerde bırakıldı. Sanıyorum ki önümüzdeki sene yemekler de dahil pek fazla bir şey indirmeye ihtiyaç duymadan içerdeki malzeme ile -600 civarına çok rahat inebileceğiz. Bu sene inilen son nokta -620 ve yaklaşık 30 metrelik bir inişten dönüldü. Derinlik sıralamasında şu an için  beşinciliğe yükselen Keş Düdeni’nin gizemi önümüzdeki sene çözülecek. Şimdiden hepimizi yine bir heyecan kaplamış durumda.

23 Temmuz sabahı erken saatlerde dört katıra yüklediğimiz eşyalarla birlikte dönüş yoluna koyulduk. Heyecan içinde önümüzdeki seneyi bekliyoruz.

23 Temmuz sabahı erken saatlerde dört katıra yüklediğimiz eşyalarla birlikte dönüş yoluna koyulduk. Heyecan içinde önümüzdeki seneyi bekliyoruz.

Organizasyonda emeği geçenlere ve katılan, destek veren herkese bir kez daha teşekkürler.

Fotoğraflar: Sencer Çoltu, Havva Yıldırım Çoltu.

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *