O’mag* Bahçeçik Subatanı Etkinliği, 20-21 Ağustos 2011

On 23/08/2011, in Gezi, Mağara, by Havva Yıldırım Çoltu

Girdiğim en sulu ve en güzel oluşumlu mağaralardan biri oldu Bahçeçik. Giriş ağzının güzelliği, içerde gümbür gümbür akan yeraltı nehrinin görkemi, boyu aşan gölcüklere inen inişlerin göt attırışları, girişten ilk inişin başına kadar yüzülen ılık sularıyla beni benden aldı Bahçeçik. İyi ki evde kıç büyütmeyip gitmişiz, çok keyifli bir haftasonu oldu.

Bahçeçik Subatanı giriş ağzı

Bahçeçik Subatanı giriş ağzı

‘İp, daha çok ip!’ diye sayıklıyordum Marmara Bölgesi’nde oluşumuzu unutarak. Mühendiz Bey sırıttı ve ‘Marmara Bölgesi’ndeyiz.’ dedi. Oysa ki bilmiyordu mağaralarla ilgili mistik güçlerim olduğunu. ‘İniş çıkacak, neyle ineceğiz ip olmayınca, ip, daha çok ip!’ diye söylenerek Sencer’le önden gidip döşemeye başlamıştık. Mühendiz Bey’le, Mimar Hanım ise çok karizmatik bir şekilde ölçüm alıyorlardı. Bir süre sonra malzememiz bittiği için 30 metrelik bir inişin başından dönmüş, Seda ve Özgün’ün de eklenmesiyle 4 kişi olan ölçüm ekibine son havvadisleri vermeye koyulmuştuk. Mühendiz şaşkınlardaydı tabi. İstatistikleri sapıtmıştı ama mağara devam ettiği için mutlu görünüyordu.

Oluşumları görünce mutlu olan Mühendiz

Oluşumları görünce mutlu olan Mühendiz

Hikayeyi biraz baştan alayım: 19 Mayıs Cuma akşamı yola çıkıp bol virajlı ve mezarlık manzaralı İznik yollarını aştıktan sonra kampa ulaştık ve ateş başı keyfi yaptık. 20 Mayıs öğle sularında önden Ali Yamaç, hemen ardından Senc, Heuvva, Emine, Murat beşlisi olarak mağaraya girdik. Bir önceki gezide ip bittiği için ilk inişten dönülmüş, bu sefer ise ip fantastik düşünceler içinde mağaranın ağzında bırakılmıştı. İp ip diye sayıkladım etkinlik boyunca, yazık bana. 🙂

İp diye sayıklama sebebi: iniş!

İp diye sayıklama sebebi: iniş!

Mağaranın giriş ağzından ilk inişin başına kadar olan kısımda çoğunlukla yüzerek ilerledik. İlk gezide dalınarak geçilen sifonun olduğu kısımda bu sefer su seviyesinin inmiş olduğunu ve sifon geçmek zorunda olmayışımızı görmek pek keyifliydi. Senc ilk inişi döşemek üzere önden gitti. ‘Derinliği 2 metreyi geçen göle inmek’ eylemini gerçekleştirdikten sonra arkasından ben gittim. Hemen bu inişi takip eden bir kısa iniş daha döşemeye başladı Senc. Bu iniş de yine boyu aşan bir göle iniyordu. Gölün kenarına inip bir kayanın arkasından dolanıp o kısmı da geçtik. Etrafta gezinmekte olan yengeçler vardı. Mağaranın genelinde hiçbir mağarada görmediğim kadar çok örümcek gördüğümü de eklemeliyim.

Marmara’nın en derin mağarasında mıyız yoksa??? :)

Marmara’nın en derin mağarasında mıyız yoksa??? 🙂

Gölleri aştıktan sonraki kısım yine kısa bir inişle devam ediyordu. Sonrasında mağara yapı değiştiriyor ve devasa bir galeriye açılıyordu. Ölçüm ekibinin sonradan verdiği bilgiye göre yükseklik 30, genişlik 50 metreyi geçiyormuş!!! Bu kısımda inanılmaz güzellikle travertenler, kristal olumuşlar, mağara incileri vardı. Mağaranın ilerleyen kısımlarında ise minik şelaleler akmakta, biz iyiden iyiye heyecanlanmaktaydık. Ölçüm ekibi devasa galerinin tadını çıkarmakta iken biz döşeme ekibi olarak biraz ilerleyip 10 metre civarındaki bir inişin tepesinde bulduk kendimizi.

Her şey hemen bundan sonraki istasyonda oldu!

Her şey hemen bundan sonraki istasyonda oldu!

6 senelik kısacık mağaracılık yaşantımda ‘girdiğim istasyonun patladığı ilk mağara’ oldu Bahçeçik. Senc bu inişte ilk istasyonu döşedikten sonra sola doğru hafif deviye giden ikinci bir istasyon döşedi. Bir babaya perlon atarak döşediği bu istasyonu geçtikten sonra ‘İp boş, yavaş yavaş gel, zemin çok kayıyor, dikkatli ol!’ diyip aşağı doğru süzüldü. Ben de ipe girdim. Senc inişi bitirmek üzereydi. İstasyona kadar gelip kısamı takmış ve babaya doğru bir bakış fırlatmıştım ki baba kopmak suretiyle beni sağa doğru fırlattı. İpin loop’una oturup saçma sapan bir halde kalakaldım oracıkta. Dirseğimin üstüne düştüğüm için can acısıyla bir de çığlık basmayı ihmal etmedim. Sonra Sencer’e seslendim hemen, neyse ki baba kafasına inmemişti. Pozisyonumu düzeltip dikkatlice yukarı çıktım. Senc de ipi sürttürmemeye çalışarak yukarı çıkıp yanıma geldi. Bu sefer ikinci istasyonu patlayan istasyonun olduğu taraftan değil de diğer taraftan döşemeye karar verdik. Bahsettiğim bu inişi indikten sonra kopan istasyona bakıp hatıra fotosu çektirdik.

Patlayan istasyonla hatıra fotosu

Patlayan istasyonla hatıra fotosu

Motivasyonumuzdan bir şey kaybetmemiştik, işi geyiğe sarıp olayın şokunu atlattıktan sonra birazcık daha ilerleyip yaklaşık 30 metre civarında olan bir inişin başından dönmüştük. Maalesef malzememiz bitmişti. Tekrar söylüyorum ‘İiiiiiiiiiiiiiiiiiipppppp!!!’ 🙂 Sonra da yukarda bahsettiğim gibi ölçüm ekibinin yanına gidip durumu aktardık.

Mağara incileri enfesti!

Mağara incileri enfesti!

Kampa Sarısoy Ailesi’nin değerli üyeleri Nezaket Teyze ile Recep Amca da katılmıştı. Nezaket Teyze bizi bizden aldı Cumartesi akşamı. Haşlanmış ve üzerinde zeytinyağı gezdirilmiş patatesler, közlenmiş soğanlar, bol köfte, tavuk, salata derken patlayana kadar yemek yedik. Ali’nin şaşkın bakışları ve sürekli bastığı kahkahalar eşliğinde akşam yemeğinin tüm güzelliklerinin tadını çıkarttım. Yaşasın yemek yemek!!!!

Anne yapımı tarhana çorbamız bile vardı!

Anne yapımı tarhana çorbamız bile vardı!

Bunların üstüne sayısız köfte ve tavuk da tükettik.

Bunların üstüne sayısız köfte ve tavuk da tükettik.

İnanmayana ‘aha köfteler’

İnanmayana ‘aha köfteler’

Pazar günü kızlar kampta kalmaya karar verdik. Murat, Senc ve Turuncu’dan oluşan ekip ölçüm alacak ve dibi görmeye çalışacaktı. Tabi giderken erkek mağaracıların ne kadar muhteşem, ne kadar güçlü, ne kadar dayanıklı olduklarına dair cümleler kurmayı ihmal etmediler. Sevsinler sizi!!! 🙂

Pek ukalaydılar ama pek de tatlılar yahu, bknz. Senc :)

Pek ukalaydılar ama pek de tatlılar yahu, bknz. Senc 🙂

Çıktıklarında öğrendik ki önceki gün bıraktığımız 30 metreden inip yatay devam eden mağarada ilerlemişler. Çok güzel oluşum fotoları çekmiş ve sifonla biten mağaranın sonunu görmüşler.

Pazar akşam üzeri keyifle dönüş yoluna geçip çok güzel bir mağara ve kamp ortamını arkamızda bırakmıştık.

Fotoğraflar:
Sencer Çoltu, Havva Yıldırım Çoltu, Murat Eğrikavuk, Özgün Sarısoy

*O’mag: Obruk Mağara Araştırma Grubu

 

One Response to O’mag* Bahçeçik Subatanı Etkinliği, 20-21 Ağustos 2011

  1. emine says:

    Süper olmuş Havva 🙂 eline sağlık…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *