Sene 2006, Dernek Evi’nin kapısından çekingen çekingen içeri girmişim, aylardan Mart, dernekte bir koşturmaca, kamp sezonu açılmış, etkinlik planları yapılmakta… Derken yaz geliyor, adına ‘büyük etkinlik’ denilen bir heyecan söz konusu. Ben anlamıyorum tam olarak ne olduğunu, daha çok yeniyim dernekte, kafamda güzel bir şeyler canlanıyor sadece. 1-2 hafta arazide kalınıp civardaki tüm deliklere bakılıyormuş; yeniler deneyim kazanıyor, eskiler tüm tecrübelerini onlara aktarıyormuş. Bu etkinliklerin hikayeleri tüm sene dilden dile dolanır dururmuş, gelemeyen çok pişman olur kendini yerden yere vururmuş.

Sene 2010, yine büyük etkinlik telaşı içinde herkes. Bir masal yaratacağız hep birlikte, yenilerin anlatacak hikayeleri olacak artık, eskiler mazinin tozlanmış sayfalarından en güzel anıları çıkarıp paylaşacak. Mağaraya giden ekipler alkışlarla uğurlanacak, içeriden çıktıklarında mağaranın devam ettiği haberiyle kampta coşku tavan yapacak. Tüm sene şehre hapsolmuş bedenler özlerine dönecek bir iki haftalığına da olsa, en güzel sohbetler kamp alanını besleyecek…

2009’da güzel bir mağara sundu Doğa Ana bizlere: Yaylacık. Geçtiğimiz seneki etkinliği bitirdiğimizde Baturay-K.Emrah ikilisinin deyimiyle ‘otoban gibi bir kol’da bırakmıştık mağarayı. Tüm sene mailler, fikir paylaşımları birbirini kovaladı. Etkinliğin yaklaştığı günlerde motivasyon tavan yaptı. İki ön etkinlik gerçekleşti büyük özveriyle. Veee derken 30 Temmuz günü teker döndü Yellibel’e doğru. Ankara, İstanbul, Motorize MAD Ekibi herkes ortak bir amaç uğruna yine toplandı bir mağaranın başında: paylaşım…

Nasıl bir gazdır bilinmez İstanbul’dan non-stop geldik Yaylacık’a, 31 Temmuz Cumartesi, saat 11.30 ve kamp alanındayız. Ankara ekibi gece kamp yaptığı için henüz ulaşamamış ama kısa süre sonra kavuşup hasret gideriyoruz.

Yaylacık kamp alanı

Yaylacık kamp alanı

Bastım damacana suya kloru

Özledim mağaranın suyunu

Koca bir sene geçmiş

Haydin tutalım doksanın yolunu

Karizmatik büyük tente kurulup bir köşesi mutfak için ayrıldığı ve etrafta renkli çadırlar boy gösterdiği anda aylardır hayalini kurduğum Yaylacık Etkinliği resmen başlamıştı benim için, daha bir heyecan oldum o an. Defalarca rüyalarıma girdi Yaylacık, hayatta çok az şey için bu denli heyecan yapmışımdır sanırım. Baktığım her yüzde bir heyecan ve mutluluk belirtisi okuyordum, ‘ekip şahane gerisi bahane’ moda girmemek için hiçbir sebep yoktu.

Sohbet ettik, hasret giderdik ama bazılarımızı kesmedi bu, mağaraaaa diyerekten İnilti Pazarı’nın yolu tutuldu. 17.00 sularında Attila, Leloğlu (Mad) ve Erdi (İtümak) etkinliğin ilk mağara girişini resmen başlatmış oldu. Ezgi, Hakan(İtümak)-Ayşenur üçlüsü ise minik bir mağarada, motivasyon denilen sihirli sözcük eşliğinde ortak deneyimlerinden ilkini yaşama telaşına düştüler. Saatler 19.00’ı gösterirken önce Belgeselci Maho, ardından Apple kampa damladılar motorlarıyla ve yine yeniden kucaklaşmalar, hasret gidermeler, hoş sohbetler… Yaylacık için uzun uzun konuşuldu, planlama yapıldı ve ilk mağara grubu belirlendi. Ben bir gaz, yazdırmayı başardım ismimi ilk dip ekibine ama hayatımda maksimum -195 yapmışım ki o da çattanak inen bir yerdi. Geçenlerde geldiğimiz ön etkinlikte ‘deviyeler sarmış beni, mağaram karalar bağlamıştı.’ Ama gaz bünyemle etkinliğe gelmeden önce Sencer’in büyük desteğiyle deviye çalışmış; -300 hedefi koymuştum kendime, dönmek yoktu amaçtan. Motivasyonum ben dahil herkesi şaşırttığından olsa gerek kimse de sağolsun engel olmadı. Çadırın yolunu tutmuşum, kafamda üç yüz soru işareti, önceki gün hiç uyumamış olmanın verdiği yorgunlukla sızıp kalmıştım ki havaifişek sesine uyandım. Yaylaya ayak basışımızı kıroca kutlayan tüm ekip arkadaşlarıma saydırdıktan sonra 2 saat kadar döndüm durdum çadırda ve sonra tekrar sızmışım. 23.30 sularında kampa gelişlerini duydum mağaradaki ekibin ama.. Lakin güzel oluyormuş bu havaifişek olayı, ilerleyen günlerde anladım 🙂

1 Ağustos Pazar, gün Maho’nun grup spor aktivitesi ile başlamış. Ben öyle heyecanım ki içim içime sığmıyor. 11.00’de giriş yapıyoruz mağaraya Baturay, Sencer ve ben. İlk dikeyimdeki müthiş ikili yanımda: Apple-Tulga: Yine bomba bir açıklama geliyor: ‘Yapacaksın Havva, çocuklarına anlatacak hikayen olacak, ben buradaydım diyeceksin.’ vb. gazlar bendeki stresi alıp götürüyor, kahkahalar atıyorum. 90nın başında heyecanlanıyorum, ikilinin ‘ahh gençlik ahhh, heyecan ne güzel şey’ nidaları eşliğinde süzülüyorum beyimin ardından mağaranın derinliklerine…

İnmiş kız çocuğu eksi üç yüz ona

Çakıvermiş iki bolt iki de clown duvara

Mutluluğundan geberecekmiş çıktığında

Anlatacak hikayesi varmış artık doya doya

*edit: -333 imiş orası galiba  🙂


Deviyelerde en ufak sorun yaşamadan iniyoruz doksanı, süzülüyoruz derinlere doğru, azıcık yavaşlattım ekibi büyük inişte ama şimdi sıra bende: süzülüyorum darallardan 49.5 kiloluk bedenimle güle oynaya ve hızla:) Minik inişler başlıyor, tırman-in tırman-in, bir değişik mağara Yaylacık. Rüyamda gördüğüm yerlerden geçiyormuş gibi hissetmeye başlıyorum. Bir yandan ekibin temposunu düşürmemeye, bir yandan heyecanımı dizginlemeye çalışıyorum. Bildiğin gebermekteyim mutluluktan. Önce önetkinlikte gelinen noktaya ulaşıyoruz, ardından geçen sene bırakılan yere: -300 civarına. Baturay -300’de olduğumuzu söylediğinde içim içime sığmadı, bir hoş oldum. Hayalim gerçek olmuştu o an, şimdi kelimelere dökemeyeceğim ama bana bir haller olmuştu işte o an. 3 saatte ulaşmıştık oraya. Bir yan kol, bir de mağaranın devam ettiği ana kol vardı. Önce bir şeyler yedik, ardından ana koldan devam edip daha derine doğru süzüldük. 15.00 sularında mağarayı ilerletmeye başladık. Dip ekibi olmak??, mağara ilerletmek??, Sencer ve Baturayla birlikte olmak??, 16 saat mağara?? Evet hepsi gerçekleşti, rüya gibiydi; yine olsun istiyorum, hep olsun istiyorum 🙂 21.00’a kadar çalıştık. İlerletmenin başladığı yerdeki ilk boltu bana çaktırmaları ayrı güzel bir anı oldu benim için. 22.00 sularında dönüşe geçtik. 02.40’da Baturay, 03.10’da Sencer ve ben mağaradan çıktık. Pantinim, can yoldaşım 🙂  Çıktığımda Tulga ve Maho’nun yüzlerindeki gülümsemeyi gördüğümde duygusala bağladım iyice, tarif edilemez bir mutluluk vardı içimde…

Biz Yaylacık’ta iken İnilti Pazarı hareketli dakikalar yaşamış. 12.00 sularında Ayşenur, Leloğlu, Ülkü ve Attila mağaranın yolunu tutmuşlar. -80lik dikeyin ardından mağara yatayda yardır yardır devam ediyormuş. Haritalama yaparak yaklaşık -180’e kadar ulaşmışlar. Bu noktada alkışlar Ülkü’ye!! Şeytanın bacağını kıran Ülkü yardırmış dikeyde, hem de -180ler falan. Ekip üyeleri 21.00 sularında çıkmış mağaradan ama Attila -80 sonundaki istasyonda ampül olmuş. Kamp, bir kurtarma telaşı yaşamış. 22.00 sularında Birhan kurtarma girişi yapmış, Attila’nın mağaradan çıkışı 02.00’ı bulmuş. Neyse ki ciddi bir sorun yaşanmadan olay atlatılabilmiş.

Leloğlu’nun İnilti Pazarı ile Yaylacık’ı birleştirme çabaları kampın ana geyik malzemelerinden biri oldu. Laptop ile bütünleşen Leloğlu bir yandan çizim değerlerini giriyor, bir yandan hayalgücünün sınırlarını zorluyor, bir yandan da bilinçaltında olup biten her şeyi bir masal gibi yaşıyor ve yaşatıyordu. Ne zaman Leloğlu’na baksam ya gözü laptoptaydı yada İnilti ile Yaylacık’ın kesişebileceği bir noktada. Kampta kaldığı her an, her dakika bu iki mağarayı birleştirme hayalinin heyecanı ile attı kalbi.

İnilti Pazarı değerlendirmeleri: Ahmet Ağabey, Attila, Senc ve Leloğlu

İnilti Pazarı değerlendirmeleri: Ahmet Ağabey, Attila, Senc ve Leloğlu

Güzel olur kampta pilates

İyi gelir sıcakta domates

Mağaraları sorar isen

Yes bebeğim, devam ediyor, yes!!!

2 Ağustos Pazartesi, saatler 12.00’ı göstermekte. İkinci dip ekibi üyeleri: Maho, K. Hakan ve Orkuthan’dan oluşuyordu. Gaz vermenin doruk noktalarında dans ettikten sonra, ekip mağaranın derinliklerine yollandı. Orkuthan deviyelerde sıkıntı yaşayıp döndü ama sonraki günlerde o deviyeler kendisine vız gelecekti. Maho çekim yapmak için geldiği etkinlikte dibe yollanınca biraz gönülsüzce giriş yaptı ama kondisyonu en sağlam adamlardan biri olarak aksi de pek düşünülemezdi sanki.

Yine bu saatlerde iki misafirimiz ayak bastı kampa: Aamet ve Yaman. İkili yayla yayla dolaşırken MAD kampına da gelmişlerdi. Kampta sürekli bir hareketlilik söz konusu idi, ki bu özlediğimiz ve aradığımız tatlardı… 13.00 sularında Ezgi, Özge, Ayşenur, Yetkin, Erdi ve Ömer İnilti Pazarı’nın yolunu tuttular. Kalabalık ve az dikey tecrübesi olan üyelerden oluşan bir ekibin böylece dikeye gidişi uyarılar alsa da gençlik ateşi ile yanıp kaynayan bedenler mağara ağzında aldılar soluğu. Kamyon arkalarına konu olabilecek potansiyelde binbir maceradan sonra ekip 22.00 sularında kampta idi. İtümak Hakan’ın 20 metrelik son çıkışı büyük bir azimle su gelmeden çıkmayışı Hakan’ın tüm kamp boyunca ‘Suyunu aldın mı Hakan?’ geyiklerine maruz kalmasına sebep olacaktı. Ama Hakan da canavar bir mağaracı olacak, yüzündeki gülümsemeyle bizlere ‘İyi ki böyle gençler var.’ dedirtecekti.

Aynı gün Baturay ve Vedat ise bir mağara daha bulmuş ve adını Teke Ahmet koymuşlardı. Çoban Ahmet Ağabeye yardımlarından, paylaşımlarından ve bize gösterdiği sevgiden ötürü minik bir jest yapılmıştı.

3 Ağustos Salı, saatler 06.30 ve 2. dip ekibi çıkar mağaradan. Mağara devam ediyor duma duma dum… Tulga günlerdir yerinde duramıyor, K. Emrah geçen sene acı çekmiş mağarada ve giriş konusunda isteksiz; ama Tulga’nın süper gazıyla K. Emrah atağa geçmiş, Birhan desen Karadeniz’in 40larında hırçın delikanlısı, oluşturuvermişler 3. Dip ekibini. Saatler 07.00.

Birhan 90'ın başında: ''Ben burdan çıkar mıyım, evet çıkarım.'' bakışları atarken

Birhan 90'ın başında: ''Ben burdan çıkar mıyım, evet çıkarım.'' bakışları atarken

Gün tek bir mağara ile sınırlandırılamaz. Tutmuş Baturay ile Orkuthan da Teke Ahmet’in yolunu, saatler 12.00. Bir gidiş kesmez, bakalım totalde kaç Teke Ahmet’e gidiş sahnesi yaşanacak?? !!  :)Bir başka grup da İnilti’ye doğru gider: Aamet, Yaman ve sevdiceğim Sencer’im. Aamet ve Yaman hayvan * oldukları için 15.00 sularında oradan çıkarlar; 19.00 sularında Yaylacık’ın yolunu tutarlar. (*hayvan burada iltifat anlamında kullanılmıştır.)

Aaamet

Aaamet

Yamyam

Yamyam

Senc

Senc

Harıl harıl çalışan kadınlar

Harıl harıl çalışan kadınlar

Keyif süren erkekler

Keyif süren erkekler

Almış eline kamera, belgeselci Samuk

MAD ise yaptı ona bir yamuk

Mecbur indi derine amma

Mağaradan çıkınca da kaçtı kamptan çabuk

4 Ağustos Çarşamba, saatler 05.30 ve Tulga-Birhan-Emrah Dip ekibi çıkar mağaradan. Aynı gün Maho ve Apple kamptan ayrılır. Gençlik Teke’nin yolunu tutmuştur. Tulgalara bindirme yapan Aamet ve Yaman 15.00 sularında çıkar mağaradan. Yaman’ın kampa gelirken mağara ağzındaki sucuklardan birini beraberinde getirmesi onu kampın sempatik çocuğu yapıvermiştir. Büyük bir mutlulukla yine yeniden doyurur Havva ikiliyi ve 16.20 sularında hüzünle uğurlanır ikili İstanbul’a doğru…

Sanmayın ki İnilti bugün sahipsiz kaldı, olmaz öyle şey!! Saat 12.00 sularında Özge, Vedat, Attila ve Leloğlu mağaranın yolunu tutarlar. Attila önceki girişin yorgunluğundan ötürü kampa dönmeye karar verir ve ekip üç kişi mağaraya devam eder. Özge’nin dillere destan performansı ve ‘Ya devam eder de Yaylacık ile birleşirse?’ gazı ile ekip bir süre mağarada ilerler. Ardından aynı motivasyonla döşemeyi başarıyla toplayıp 23.00’da mağaradan çıkar. Özge sen bizim her şeyimizsin!!! Leloğlu sen bize iki mağarayı birleştirme heyecanı yaşattın ya, işte o gaz bir ayrı güzeldi, Vedoooo senin masaj ve öpücüklerin olmadan biz bir hiçiz. Bu ekip çok şahane ekip!!!!

Günün son mağara grubu Sencer, Baturay ve binbir çile Ömer’den oluşur. 21.40 sularında üçlü Aametlerin bıraktığı yerden mağarada ölçüm alma ve toplama işlemlerini gerçekleştirmek üzere giriş yapar.

Tulga Şener: ''Karpit lambası sevgiyle yanar.''

Tulga Şener: ''Karpit lambası sevgiyle yanar.''

5 Ağustos Perşembe, ‘Bir hoş olmuş içim, mağaradır benim işim’ Tulga ve beraberindeki motive K.Hakan ve körpecik mağaracı Ayşenur ile deviyelerle hesaplaşma arzusundaki Orkuthan 90ın başında alırlar soluğu. Saatler 10.40’ı göstermektedir. Amaç güzel bir deneyim yaşamanın yanı sıra eğer ulaşabilirlerse Sencerler ile buluşmak ve toplama konusunda ekibe yardımcı olmaktır. Dörtlü yaklaşık -150lere kadar iner ama Sencer-Ömer-Baturay üçlüsüne ulaşamaz. 17.00 sularında 90ı çıkmaya başlarlar. Sevdiceğimden haber var mı diye dalarım mağaraya ve ipteki Tulga’nın sesiyle heyecan olurum. Aşağıdaki istasyonda yer alan Ayşenur’a direktifler vermektedir Tulga. O an maniler yazarım ekibe, mağaraya, mağaracılığa; mağarada mağaracılarla karşılaşmak güzeldir zira. Ekibin yemek çantasını inişin başında unutuşu bir başka geyik için malzeme olur:)

Ekip çıkar ama benim gözüm Yaylacık’tadır, nerededir sevdiceğim derken mağaraya girip bakan K.Emrah müjdeyi vermiştir: ‘geliyorlar!!!’ Hemen koşarım doksanın başına yeniden. Kavuşma noktasıdır o, sevenlerin buluşma yeri; hasretlik biter orda, sevdiceğin de olsa can arkadaşın da olsa oradır kesişme noktası 🙂 Saatler 18.00 ve tüm hat doksanın başına kadar toplanıp getirilmiştir, aman sabahlar olmasın!!! Kampa döneriz büyük mutluluk içinde, sevdiceğime kavuşunca fazla heyecan yapmış olmalıyım ki geyik konusu olurum… Ömer uykusuz girdiği mağarada bol atraksiyon yaşamış ve yaşatmıştır. ‘Ahh Ömer ahh!!!’ diyen Sencer’in tavsiyesi üzerine yine motivasyon amaçlı kızlar yollanır doksanın başına: Özge, Ayşenur ve Ezgi. 18.30 sularında moral destek ekibinin de başarısıyla Ömer çıkar mağaradan, ardından da Baturay.

Yaylacık fatihi Baturay

Yaylacık fatihi Baturay

Ömer kızların sevgi gösterileri eşliğinde derinlere inmenin verdiği sarhoşluk içinde garip bir ruh haliyle etrafa yorgun gülücükler saçar. Mutlu fotoğraf kareleri belleklerimizdeki yerlerini çoktan almıştır. Gün Ömer’in günüdür. Gördüğü halisülasyonlar, mağarada yaptıkları, çıktığındaki tepkileri… Artık yaşayan bir efsanedir Ömer 🙂

Mağaradan çıktığında bu haldeydi.

Mağaradan çıktığında bu haldeydi.

Neyse ki kızların yoğun ilgisiyle hemen toparladı.

Neyse ki kızların yoğun ilgisiyle hemen toparladı.

Gülfem, Birhan ve Yetkin Teke Ahmet’tedirler. Sencerlerden olumlu haber alınmasından sonra Tulga, K.Emrah, Barkın, Erdi ve Leloğlu Ankara’ya dönüşe geçerler.

6 Ağustos Cuma, Hakan ve Attila da kamptan ayrılır. Gün, gençlerin günüdür. 90dan malzeme çıkarma oldukça motive bir biçimde organize edilir. 11.00 sularında Hakan, Ezgi ve Birhan’dan oluşan ilk ekip mağaranın yolunu tutar. 14.30’da beraberlerinde çantaları ile mağaradan çıkan Ezgi ve Hakan’ın (İtümak) yüzlerindeki gülümseme her şeyin yolunda gittiğinin işaretidir. Hemen ikinci ekibi oluşturan Özge, Ayşenur, Orkuthan, Foto Sencer ve Havva olaraktan mağaranın yolunu tutarız. Aşağıda sevimli bir sevgi yuvası yapan Birhanla beraber 6 kişi olmamız ve bana verilen bilgiye göre aşağıda 4 çanta olmasından ötürü ben inişten vazgeçip mutlu Hakan’ı da yanıma alıp Teke’nin yolunu tutarım. 16.15 girişimiz, 18.15 çıkışımız olur. Teke Ahmet Mağarası şiir gibi akar gider, Hakan ile keyifli bir mağara yapmanın verdiği mutlulukla kampa dönerim. Direkt Yaylacık motivasyon-destek merkezi doksanın başında tünemeye başlarım. Birhan ve Ayşenur’un sesini duymak iyi gelir. Ardından Özge gelir hayvan gibi çantayla. Alkışlar Amazonlara!!! Kızlar gümbür gümbür geliyor, MAD duy sesimizi!!! 🙂


Özge’nin arkasından Sencer gelir, en aşağıda Orkuthan vardır. Döşemeyi toplama işinin üstesinden gelen Orkuthan tebrikler eşliğinde mağaradan çıkar. Sevgili mağara yoldaşım Hakan, yorulmak bilmeyen Özge ve bize direktifler veren Sencer eşliğinde düğümleri sökülen ipleri toplamaya koyuluruz. Romen usulü çene altı karabin ve el jumarına abanmaca aktiviteleriyle bir mağara daha toplanır biter. 90ın başında hüzün vardır artık, ama yanında yine yeniden kavuşma arzusu ve heyecanı da…19.00 sularında bıraktık sevgiliyi orada yanlız; ama görüşeceğiz yakında yine…

Özge & Havva

Özge & Havva

Ayşe 90'daki deviyeleri geçerken

Ayşe 90'daki deviyeleri geçerken

İşte geldi kampta son gecemiz

Hepimiz büyük neşe içindeyiz

Yaylacık sana doymak ne mümkün

Bakalım seneye ne hikayeler üreteceğiz


Ve gelir son gün kampta: 7 Ağustos Cumartesi. Hakan, Özge, Ayşenur Teke Ahmet’in yolunu tutarlar. Hem ziyaret hem toplama amacındalardır. Önceki gün tırnağın bir kısmını mağarada bırakmasa idim ben de büyük keyifle eşlik edecektim ama olmadı… 08.00 sularında kamptan ayrılan ekip 14.30 sularında kampa ulaşır ve teker döner. Bir hafta daha yayla yayla dolanıp mağara arayacak olmanın verdiği mutluluk, arkadaşlarımızdan ayrılmanın hüznü ile birleşince değişik bir ruh hali eşliğinde 2010 Büyük Etkinliği sonlanmış olur…

Etkinlik biter ama bu kareler hafızalardaki yerlerini çoktan almıştır.

Etkinlik biter ama bu kareler hafızalardaki yerlerini çoktan almıştır.


Kamptaki herkes için söyleyeceklerim var:

Sencer, seni çok seviyorum…

Baturay, mağara içi motivasyonunun hastasıyım, yorgun tatar gözlerine hasta olsun tüm kızlar… 🙂

Tulga, sen bizim her şeyimizsin, turuncu içliğine kurban olduğumuzsun 🙂

Vedat, masajların, öpücüklerin, verdiğin gazlar, hazırladığın şahane lezzetlerle harikalar yarattın, efsane başkanımızsın…

Leloğlu, sen ne güzel bir gerçeksin…

K.Hakan, bu etkinlik senin Hakan 🙂 İyi ki varsın…

Birhan, yüzündeki gülümseme, ilginç bakış açıların ve Amazonları destekleyişin hiç eksik olmasın…

K.Emrah, suda yürüyen lakabını da aldın ya daha ne diyim, evlilik yıldönümünde mağaralarda mağaracılar ileydin, daha ne denir ki bunun üstüne…

Gülfem, sana ailecek hasta oluyoruz ki biz…

Attila, İnilti’nin efsanevi şövalyesi, o mağara senindir Attila, bekler yolunu, seneye beraber girelim…

Ülkü, o ki kamptakilere motivasyonun allahını yaşatandır, kamp mutfağının evin anası…

Apple, dikeyde yanımda olmazsan olmaz, her dikeyimde isterim yanıbaşımda, o dikeyler bir ayrı güzel oluyor…

Barkın, ben sana hasta oldum, baban verirse bizim oğlumuz ol, Karlıklarda dans etmek dileğiyle 20 sene sonra da, canımsın…

Maho, iyi ki varsın Maho, sensiz hiç olmazdı ki…

Orkuthan, toplamanın yeni efendisi, yolun açık olsun…

Ömer, aldın zehiri, artık 600ler 700ler senin…

Yetkin, taze kan, coşturmaya devam derneğimizi…

Özge, Amazon ekibinin vazgeçilmez üyesi, go Özge gooo

Ayşenur, canavar gibi mağaracı oldun, içim içime sığmıyor, ölürüm ki mutluluktan…

Erdi, Hakan, Ezgi, Aamet, Yaman iyi ki geldiniz, bizi mutlu ettiniz. İstanbul’da beraberiz…

I love you!!!

I love you!!!


Mağaralardaki son durum şöyle:

Yaylacık Düdeni:Derinlik -437 metre Uzunluk 3290 metre

İnilti Pazarı: Derinlik -246 metre Uzunluk 841 metre

iki mağara da devam ediyor…

Faaliyet dönüşü malzemelerin hızla yıkanması, Amazonların sonuna kadar desteklenmesi, yeni kanlara sahip çıkılması, diplerde yeni isimlerin olması, motivasyon konusunda tarif edilemez bir coşkunun yaşanması, yayla insanlarının bizi bağırlarına basması, Yaman’a çizme aldırtacak vefaya sahip olunması, karpit çilesine son denilmesi, tente altında çılgın fikirler türetilmesi, pantin için büyük bir sevginin beslenmesi, kampta haritalar çizilmesi… Bunların hepsi iyiye işaret… 🙂

Heyecan ateşini hep canlı tutmak dileğiyle… Dante’nin de dediği üzere ‘Doğru limana varacağız mutlaka, yıldızımızı izleyince.’ Yaylacık’ın bize öncülük etmesi ve nice güzellikleri beraber keşfetmeye devam dileklerimle…

Bu yaz da çok eğlendik :)

Bu yaz da çok eğlendik 🙂

 

Leave a Reply