Mini Karadeniz Gezisi – Ağustos 2010

On 19/10/2010, in Gezi, by Havva Yıldırım Çoltu

Mağaralar geride kaldı, yaylaları ayrılır ayrılmaz özledik; fakat rotayı Karadeniz’e çevirmek de bir hayli güzel bir karar oldu. Önce Amasya’ya babaanneme uğrayacak, ardından Samsun’a, oradan da kıyıdan İstanbul’a doğru ilerleyecektik. Tatil moda girmiş Karadeniz türküleri söylerken yolda bir adamla karşılaştık. Köyüne giden minibüsü kaçırmıştı ve bir sonrakinin ne zaman geçeceği meçhuldü. Köyü yolumuzun üstünde olduğu için götürebileceğimizi söyledik. Asmalarından, köye yaptırdığı yeni evinden bahsederken bir de baktık ki köyüne gelmişiz bile. Klasik Anadolu insanı, illa ki size üzüm ikram edeceğim diye tutturdu, biz de kırılmasın diye peki diyip arsasına doğru tırmandık. Çok yerinde bir karar oldu bu, üzümler nefisti, nasıl teşekkür edeceğimizi bilemedik.

Üzümler nefisti

Üzümler nefisti

Arabaya atlayıp canının istediği yere sapmak, istediğin yerde durup mis gibi orman havasını içine çekmek, İstanbul’un iğrenç kalabalığından uzakta nefis yerler ve insanlar görüp sohbet etmek ne harika bir şeydi…

Sevimli dost

Sevimli dost

Derken Amasya’ya ulaştık. Dedemi çok yakın bir zamanda kaybetmiştik. Dağ-taş-mağara dolanıp bir araştırmanın parçası olmam konusunda her zaman en büyük destekçilerimden olmuştu. Her zaman sevgi ve saygıyla anacağım kendisini. Babaannem bizi gördüğüne öyle sevindi ki ne yapacağını şaşırdı. Bir yanda hamurişleri, öbür yanda semaver, gel keyfim gel. Amasya’ya gitmişken Kale’yi ve Kral Kaya Mezarlarını görmeden şehirden ayrılamazdık.
Amasya Kalesi, Harşena Dağı üzerinde erken tunç çağında inşa edilmiş, 8 savunma kademesine sahipmiş.

Amasya Kalesi, Harşena Dağı üzerinde erken tunç çağında inşa edilmiş, 8 savunma kademesine sahipmiş.

Kral Kaya Mezarları, Strabon’un verdiği bilgilere göre bu mezarlar Pontus Krallarına aitmiş; Osmanlı dönemine ait saray kalıntıları ve 15. Yüzyıla ait iki hamam kalıntısını da görebilirsiniz.

Kral Kaya Mezarları, Strabon’un verdiği bilgilere göre bu mezarlar Pontus Krallarına aitmiş; Osmanlı dönemine ait saray kalıntıları ve 15. Yüzyıla ait iki hamam kalıntısını da görebilirsiniz.


Amasya’nın en güzel anısı sanırım semaverdi 🙂 Büyük Etkinlik Kampında sürekli çay sırası beklemiştik, koca bir semaverin bu sorunu çözeceği konusunda herkes hem fikirdi 🙂 Dedem ne zaman ziyaretine gitsek ilk iş nefis bir semaver çayı hazırlardı, biz de Sencle bir semaver sahibi olmaya karar verdik 🙂

Büyük yol gösterici babaannem sayesinde semaverciler diyarındaydık :)

Büyük yol gösterici babaannem sayesinde semaverciler diyarındaydık 🙂


Köydekilerle vedalaşıp rotayı Samsun’a çevirdik. Yolda Borabay Gölü tabelalarını görünce benim gözler ışıldadı, direksiyonu direkt göl tabelasına doğru kırdım. Yıllardır merak eder dururdum. Buarada canının çektiği yere direksiyon kırma fantazisini de gerçekleştirmiş olduk. Zaman da bizimdi, yol da bizimdi, oh nefis…

Borabay Gölü

Borabay Gölü

Borabay Gölü Göl kenarındaki renkli evler sevimliydi; fakat Ramazan münasebetiyle midir bilinmez ortalıkta kimsecikler yoktu, çöplerin de taşıp etrafa dağıldığını görünce neşemiz kaçtı, hızla oradan ayrıldık.

Samsun’dan bir kare

Samsun’dan bir kare

Türkiye’nin en kuzey uçlarında gezmenin verdiği mutluluk

Türkiye’nin en kuzey uçlarında gezmenin verdiği mutluluk

Samsun’dan sonra Sinop’ta aldık soluğu, arabayla şehri turlamaca aktivitemizden sonra Erfelek Şelaleri’ndeydik.

Şelalenin bulunduğu bu kısımda bir kamp alanı bulunuyor ve yerli-yabancı pek çok ziyaretçisi oluyor.

Şelalenin bulunduğu bu kısımda bir kamp alanı bulunuyor ve yerli-yabancı pek çok ziyaretçisi oluyor.

İki kilometrelik bir vadi boyunca sıra sıra dizilen şelalelerden suyun akış yönünün tersine yürüyerek geçmek ve göletlerde serinlemek mümkün.

İki kilometrelik bir vadi boyunca sıra sıra dizilen şelalelerden suyun akış yönünün tersine yürüyerek geçmek ve göletlerde serinlemek mümkün.

Muhteşem bir ormanda iki kilometre kadar yürüdükten sonra nefis yayık ayran ve hamak keyfi bekliyor insanı.

Erfelek’teki mini turumuzu bitirdikten sonra Özgün’ün memleketi Ayancık’ta güneşi batırdık.

Erfelek’teki mini turumuzu bitirdikten sonra Özgün’ün memleketi Ayancık’ta güneşi batırdık.


Darısı Doğu Karadeniz Turu’nun başına…
 

Leave a Reply